Ağbaba , Sözcü Gazetesi Yazarlarını YANDAŞ ilan etti

Ağbaba , Sözcü Gazetesi Yazarlarını YANDAŞ ilan etti

    5 Kasım tarihinde ’nin ve Atatürkçü düşüncenin önde gelen 3 isim CHP yönetimini istifaya davet edince.CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili AĞBABA tarafından Recep TAYYİP Erdoğan’a yaranmak için yazdıklarını iddia eti.sozcu-chp-elestirihaber

    Soner YALÇIN: Kemal abi sizi insan olarak çok seviyorum ama artık yeter.

    Yılmaz ÖZDİL: CHP’yi guguk kuşuna benzetti.DEFOLUP GİDECEKSİNİZ KARDEŞİM!!!

    : Atatürkçüler önce Atatürk’ün partisini geri alın.

    Soner YALÇIN’ın yazdığı köşe yazısı:

    Kemal Abi…
    Marks der ki:
    “Toplumsal reformlar; asla güçlünün zayıflığından ötürü değil, her zaman zayıfın gücünden ötürü gerçekleşir.”
    Yani…
    İktidar size sunulmaz; siz iktidarı söke söke alırsınız, demeye getiriyor.
    Kollarını kavuşturup nesnel koşulların oluşmasını bekleyenler her daim yenilmeye mahkumdur, demeye getiriyor.
    Ne yazık ki siz…
    İflah olmaz politik toyluğunuz nedeniyle, zayıfa güç kazandıramadınız!
    ABD’nin, TÜSİAD’ın ve kimi medyanın iktidarı avucunuza koyacağını sandınız!
    Ya da kumpasçı Fethullah Gülen’in!
    Niye böyle bir tavır içindesiniz biliyor musunuz?
    Çünkü siz, 1990’larda yaşıyorsunuz.
    Dünya için garabet olan “duvarın yıkılma” şokundan çıkamıyorsunuz. Neoliberalizm’in zaferini taçlandırmak için ortaya atılan “tarihin sonu”(kapitalizmden başka yol yok) safsatasına-böbürlenmelerine hâlâ inanıyorsunuz.
    1990’ların etkisiyle sol politikaların bittiğini sanıyorsunuz ve sosyal adaletgibi kavramların adını bile duymak istemiyorsunuz.
    Sovyetler Birliği’nin çöküşünü takip eden günah çıkarma, içe kapanma ve pişmanlık günlerinin etkisinden bir türlü kurtulamıyorsunuz.
    Sol’u suçlayıp itip kalkan ufuksuzlar kervanından kopamıyorsunuz.
    Yani…
    Vahşi kapitalizm ve onun dayanağı “yeni sağ” hayaline kapıldınız gidiyorsunuz.
    Hâlâ Sorosçu TESEV kafasındasınız!
    Ya da kibarca dersem…
    Bugün “model” değil, sadece sürekli tasarruf tedbirleri yalanıyla işsizliği-yoksulluğu artıran “mali disipline” dönüşen AB için, 1990’larda “insanlığın gelecek modeli” diyen Habermas kafasındasınız!
    Bu nedenle…
    Vahşi kapitalizmin ülkeleri ve insanları yok eden sömürü sistemine boyun eğmeyi inatla sürdürüyorsunuz.
    Bu nedenle…
    Zenginlerden çekinip dünyada ve Türkiye’de insanı çileden çıkaran eşitsizlikler hakkında tek söz etmiyorsunuz.
    Bu nedenle…
    Batı’dan çekinip -Ecevit’in Saddam’ın yanında durduğu kadar- emperyalizmin hedefindeki Esat’ın, Kaddafi’nin yanında duramadınız.
    Avrupa’da örneklerini gördüğümüz ve yok olup giden aldırmaz lakayt sosyal demokrat liderlerden hiç farkınız olmadı…

    İnziva partisi

    Kemal Abi…
    Alain Badiou der ki:
    “İnsanlar eşit ve özgürdür. Eşitlik bir amaç ya da sonuç değil, eylemin dayanağıdır. Bu basit hakikati inkar eden her şey direnme hakkı ve görevini yaratır.”
    Özgürlük kendisini, istemek ve eylemekle gösterir, demeye getiriyor.
    Özgürlük ancak kendisini oldurarak olur, demeye getiriyor.
    Eylemsiz özgür kalınamaz, eylemsiz özgür olunamaz, diyor.
    Gerçekten merak ediyorum.
    Siz… Hayatınız boyunca bir eylemde yer aldınız mı?
    Bunu şu nedenle soruyorum:
    Sol’un sadece teorisini değil, pratiğini de öldürdünüz.
    Oysa, eylem üzerinden düşünmek sol’un en güçlü silahıdır.
    Siz... Eylemden, direnmekten, başkaldırmaktan hep çekindiniz.
    Bürokrat kimliğiniz nedeniyle -hayatın can merkezi- sokağı/eylemi unutup CHP’yi genel merkeze ve Meclis’e hapis ettiniz. Haziran Direnişi’ni, karşılarınaEkmel Bey’i koyarak durdurdunuz.
    AKP “devlet partisi” yapılırken CHP’yi inzivaya çektiniz.
    Bir türlü harekete geçmeyen “yaşlılar partisi” hüviyetine büründürdünüz devrimler yapmış koca partiyi.
    Hep uzlaşmacı pasif politik kimliğinizle, masa başında üretilen süslü retorikleCHP’nin tarihsel rotasını geriye yönlendirdiniz.
    Oysa, CHP put kırıcıdır.
    Statükocu parti değildir. Tarihte CHP’yi bu noktaya getirip itibarsızlaştıranlar iktidar yüzü görmemişlerdir.
    Fakat siz de ne yazık ki aynı yolda yürümekte kararlısınız!
    Oysa, ne çok umudumuz vardı. Ama…
    Hiçbir siyasal inancı olmayan bir Gorbaçov olup çıktınız karşımıza!
    Bugün hâlâ…
    Bunun CHP’yi parçalayıp yok edeceğini göremez haldesiniz!
    CHP’nin “ölüm fermanının” yazılmasına nasıl razı olursunuz?

    Kendinize yazık etmeyiniz

    Kemal Abi…
    Sol’un uzun karanlık gecesi bitti.
    Suçluluk duyma devri sona erdi.
    Yeni bir rüzgar esiyor dünyanın dört bir yanından.
    2000’li yılların başından itibaren dünya; sol hareketlerin teorik ve politik dirilişine sahne oluyor.
    Dünyayı kaplayan vahşi kapitalizme ve onun destekçilerine karşı amansız bir mücadele veriliyor. Seçimler kazanılıyor.
    Bu terör ve kriz çağında etik-ahlak abidesi solcu ruh tekrar tarih sahnesine çıkıyor.
    Tutuculuk dönemi bitiyor.
    Sessizlik dönemi bitiyor.
    Artık halkçı politikalara çamur atılamıyor.
    Artık sol düşüncenin üzerine gölge düşürülemiyor.
    Evet… Kemal Dervişçi “kumarhane ekonomisi” fantezilerine inananlar artık yolun sonuna geliyor.
    Evet… Politik düşünsel dağınıklığın, istikrarsızlığın ve beceriksizliğin sonuna geliniyor.
    Çetin ve ısrarcı çalışma yerine salt seçime dayalı politik faaliyet yürütmeninsonuna geliniyor.
    Kemal Abi…
    Tüm içtenliğimle yazıyorum.
    Sizi insan olarak/ağabey olarak çok seviyorum, çok güveniyorum.
    Ama ben, tarihsel ilerlemeye de inanıyorum.
    Siz, 1990’ların düşünsel kirliliğinden/ bataklığından bir türlü çıkamıyorsunuz.
    CHP’ye artık zarar veriyorsunuz.
    Bu politikalarla CHP’nin başında kalmanız zor.
    Kendinize yazık etmeyiniz.
    Daha çok gözden düşmeyiniz; o büyük saygınlığınızı erozyona uğratmayınız.
    Çok üzgünüm.
    Yazmak zorundayım.
    Atatürk’ün koltuğundan kalkınız.
    Çünkü:
    CHP’nin başkaldıran bir ruha ve halkçı politikalara ihtiyacı var.
    Tüm devrimciler gibi Che Guevara da benzer sözler söylüyor:
    “İktidarın olgun bir meyve gibi ellerine düşmesini bekleyenlerin bekleyişi hep sürecektir.”
    Sizi işaret ediyor.
    Ama biz/bizler..
    İktidarın elimize düşmesini beklemeyeceğiz.
    Her gün, her saat mücadele edeceğiz.
    Koca Nazım’ın dediği gibi…
    “Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!”

    Yılmaz ÖZDİL’in köşe yazısı:

    Guguk kuşu.
    En tehlikeli…
    En sinsi kuş türüdür.

    Gözüne kestirdiği yuvanın etrafında dolanır, saksağan yuvası, ispinoz yuvası, ötleğen yuvası fark etmez, yabancı türlerin yumurtlamasını, kuluçkaya yatmasını bekler, uygun zamanı kollar, hedef aldığı yuva boş bırakıldığında, anında gelir, kaşla göz arasında bir yumurtayı yuvadan atar, kendi yumurtasını onun yerine yerleştirir, pırrr, gider.

    Yuvanın sahibi geri döner, kendi yumurtalarından birinin dışarı atıldığını, onun yerine kendisinden olmayan yumurtanın monte edildiğini fark etmez, kuluçkaya yatmaya devam eder.

    Guguk yavrusu, kendisini oraya monte eden annesi kadar tehlikeli, annesi kadar sinsidir. Hangi yuvaya bırakılırsa bırakılsın, kabuğunu öbür yumurtalardan en az bir gün önce kırar, bir gün önce doğar.

    Ve, doğar doğmaz…
    Uygun zamanı kollar, yuva boş bırakıldığında, ittirir kaktırır, öbür yumurtaları yuvadan dışarı atar.

    Böylece… Yuvanın gerçek evlatları imha edilir, guguk yavrusu kendisine ait olmayan yuvanın tek mirasçısı olur.

    Kandırdığı, yuvasına yerleştiği ana’nın şefkatini, fedakarlığını, besleme, koruma kollama, büyütme içgüdüsünü sömürmeye başlar.

    Vahametin farkında olmayan zavallı ana besler, besler, besler… Guguk yavrusu, kendisini besleyen ana’dan daha iri hale gelir.

    Artık işi bitmiştir.
    Yuvaya ihtiyacı kalmamıştır.
    Ne yapar biliyor musunuz?
    Yuvayı dağıtır.
    Öyle gider.

    Yeni CHP…
    Guguk kuşudur.

    Üç milyon altı yüz yetmiş beş bin dokuz yüz kırk birinci defa, belki bu defa anlaşılır umuduyla, tekrar yazıyorum… Yeni CHP’nin misyonu Yeni Türkiye’ci AKP’yi iktidarda tutmaktır.

    Atatürkçüleri, yurtseverleri, ulusalcıları yuvadan dışarı atıp, ikinci cumhuriyetçileri, siyasal İslamcıları, Kürt milliyetçilerini, liboşları, cemaatçileri, soykırımcıları, tescilli ajanları, sorosçuları monte etmek… Gözümüzün içine baka baka “guguk kuşu operasyonu”dur.

    Gaflet değildir.
    Dalalettir.

    Alt kadrolardaki insanlar Mustafa Kemal Türkiyesi ve devrimlerini korumak için çırpınırken, Yeni CHP’nin tepesine paraşütle indirilenlerin amacı, partiyi partisizleştirmektir. Kimliksizleştirmektir.

    “Ne yaparsak yapalım kazanamıyoruz” duygusunu, “yenilgiyi kanıksama” duygusunu, Atatürkçü seçmenin zihninde kökleştirmektir.

    Üstelik tüm bunları… CHP’yi yuvası olarak bilenlerin, adeta ana şefkatiyle sahip çıkanların, sevgisini, fedakarlığını, sömürerek yapmaktır.

    Üç milyon altı yüz yetmiş beş bin dokuz yüz kırk ikinci defa,belki bu defa anlaşılır umuduyla, tekrar yazıyorum… CHP’yi geri almadan, Türkiye’yi geri alabilmek mümkün değildir.

    “Sen kim oluyorsun da, bize bunları söylüyorsun” diyenler olabilir… İzah edeyim.
    Gençliğe Hitabe’den aldığım yetkiyle söylüyorum.

    Tıpış tıpış değil…
    Defolup gideceksiniz kardeşim!

    Bekir COŞKUN’un köşe yazısı:

    Yoklama şirketi yöneticisi istifa etti…
    Şair Yılmaz Odabaşı Türkiye’de şair olmaktan istifa etti…
    İlçe başkanı istifa etti…
    Cüneyt Ülsever yazarlıktan istifa etti…
    Meclis üyesi istifa etti…
    Bizim yoğurtçu istifa etti. Artık yoğurt getirmeyecek…
    Muhalefet genel başkanı oturuyor…

    Gurur bir meziyettir…

    Bizim Rezo da istifa edecek de istifa edeceği yer yok, işsiz…
    Zabıta müdürü istifa etti…
    Herkes istifa ediyor; umuttan, beklemekten, sevinmekten…
    Sokakta insanlar görüyorum, kaldırım taşlarına bakarak yürüyorlar, belli ki istifa etmişler gülmekten…
    Her birimiz dize vurulan bir el gibiyiz…
    Canımız yanarsa, bu bir cezalandırmanın tesellisidir…

    Şimdi olacaklar şu:
    Tayyip Erdoğan’ın İslamist rejimi kurması ve yeni devletin kurucu “başkanı”olması için her şey hazır…
    Polis ve bürokrasi gücü hazır…
    Direnebilecek tüm cumhuriyetçi kurumlardan arındırılmış bir ülke, psikolojik olarak hazır…
    İstediğini yaptıracağı bir parlamento hazır…
    O saray zaten bu günler içindi…
    Tek eksik kaldı:
    Anayasa…
    Tabii ki cumhuriyet devrimlerini içeren o değiştirilemez maddeleri olmayan…. İçinde “başkanlık” olan…
    Yeni rejimin yeni anayasası…

    İşte:
    Şu an için toplanıp direnebileceğimiz tek yerdir CHP…
    (MHP’yi artık saymıyorum)
    Ama imamı önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı yapan bu CHP’ye bırakırsanız; cumhuriyet dönemi kapanmış, kurucu “başkan”ı Tayyip Erdoğanolan yeni devlet kurulmuştur…
    Emin olabilirsiniz…

    Atatürkçüler; önce Atatürk’ün partisini geri alın…

    Sondakika44 Editör Notu: Veli Ağbaba’nın Sözcü gazetesinden 3 seçkin yazara yakıştırdığı RTE’ye yaranmak kelimesi hiç bir gazetecinin kabul edemeyeceği ifadedir.

    SONER YALÇIN, cemaat’in kumpası sonucu 2,5 yıl hapis yatan bir isim, Yılmaz Özdil AKP’yi eleştiriyor diye DOĞAN MEDYA’dan adeta kovulan bir isim.Zira Bekir Coşkun’da Doğan Medya mağdurlarından.

    Sözcü Gazetesi ve ODA TV CHP ile hemen hemen tüm adımları beraber atarken Kral Gazeteci ancak CHP’yi eleştirdikleri zaman YANDAŞ oluyor ise bu sözü söyleyenler kimin YANDAŞI olduklarını açıklamalıdır.

    *Veli AĞBABA tarafından ben bu gazetecilere demedim başka GASTECİLERE dedim diye bir açıklama yapar ise VELİ AĞBABA’dan o GASTECİLERİN isimlerini istiyoruz.velitt

    Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/soner-yalcin/kemal-abi-2-977510/

    http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/yilmaz-ozdil/guguk-kusu-2-977502/

    http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/bekir-coskun/sira-geldi-baskan-yapmaya-977527/

    Haber: / / /

    ZİYARETÇİ YORUMLARI
    1. ali diyor ki:

      YILMAZÖZDİŞE YANDAŞ DEMEK NE DEMEK VELİ AĞBABA SENİ SEVİYORUM AMA KOLTUĞUNU KORUMAK İÇİN KILIÇDAROĞLUNUN KORUMALARĞINI YAPMAYI BIRAK

    YORUM YAZ